Konu şu: Ben bu kokuyu ne zaman duysam, henüz yeni evlenmiş, çocuğu olmayan bir çekirdek aile hayal ederdim. Erkek takım elbisesini giymiş, tıraş olurken karısı da mutfakta ona kahvaltı hazırlıyor, bir tarafta çay fokurdarken diğer taraftan ekmekler kızarıyor... Sonra adam mutfağa geliyor, tezgahın başındaki karısını boynundan öperken, bi yandan kalçalarını okşuyor falan. Sonra adam kahvaltı yapıp, işe gidiyor. Kadın mutlu mutlu mutfağı topluyor, evi temizliyor, akşam için bi şeyler hazırlıyor. Akşam olup adam eve geldiğinde elinde bi kutu çikolata oluyor. İçeri girer girmez sevişmeye başlıyorlar, kadın adamın göğsünden kremalı çilek yiyor falan...
Bendeki hayal gücüne bak bi de, amk lisedesin. Kır dizini otur ders çalış. Neyse. Ama şimdi düşünüyorum da... Yok böyle hayat... Bu kadar müthiş bir uyum, mutluluk, aşk, şehvet, ihtiras filan fıstık. Hem kadın neden çalışmıyor, evde oturup ev işi yapıyor bütün gün? Bu mu yani benim hayalim? (Çaktırma, evet bu.) Hangi adam akşam işten dönerken karısına çikolata getirir? Kaç evli çift saat 19.00'da sevişiyor? Hem Türk kadınlarının yüzde kaçı kocasının göğsünden krema yalamıştır? Yüzde 0,001 falan?
Hay ağzımı.. Ağız. Şöyle bir ağız tadıyla hayal de kurdurtmuyorum kendime artık. Ama son sözüm şudur: Kızarmış ekmek güzel bi şey. Nokta. -> . <-

